Hırvatistan’ın 2. Büyüğü Split…

Cennet gibi güzellikteki Plitvice göllerini geride bırakıp Hırvatistan’daki bir sonraki durağımız olan Split’e doğru yola devam ettik. Ülkenin Zagreb’ten sonraki 2. büyük şehrine yaklaştıkta 15 derecelerde gezen hava durumu 28 derecelere çıktı. Güneşli havayı görmenin sevincini yaşayan biz ertesi gün o kara bulutların Split’e de uğraycağından bihaber sevinçle şehre giriş yaptık.

Split manzarası

Split’te konakladığımız otel Cornaro Hotel, Split’te konaklayabileceğiniz en iyi lokasyona sahip otellerin belki de başında geliyor çünkü tam anlamıyla şehrin merkezinde yer alıyor. 10 metre yürüdüğünüzde Split’in sahiline ulaşıyorsunuz. Zaten gezip görmeniz gereken herşey de burada yer alıyor. Otelin bir başka güzel yönü terasından panoramik bir şehir manzarası sunması. Üstelik jakuzi keyfi yaparken şehri izleme şansı sunuyor. Teras da bir de bar bulunuyor. Cornaro Hotel’in kahvaltısından da bahsetmeden geçemeyeceğim. 4 yıldızlı otellerde pek görmeye alışmadığımız bir çeşit ve kalite sunuyor Cornaro kahvaltıda. Büfenin bir kısmını Dalmaçya usulü kahvaltılıklara ayırmışlar. Hem kartlarla İmparator Diocletian’ın zamanında neler yediğini hem de Dalmaçya kahvaltısının özelliklerini yazmışlar. İlginçtir ki bu kahvaltı da ağırlıklı olarak deniz ürünleri bulunuyor. Hem de kızartma olarak ve soğuk servis ediliyor. Mini balıklar, kalamar, sardalya ve barbun gibi deniz ürünleri hem de soğuk. Kulağa garip gelse de biz denedik ve bayıldık!

Otelin manzrası
Otelimizin kahvaltı çeşitleri
Dalmaçya usulü kahvaltı

Otele check-in yaptıktan sonra bizi bekleyen rehberimiz eşliğinde Split’i gezmeye başlıyoruz. Daha sahile doğru yürürken acaba biz Hırvatistan değilde İtalya’da mıyız diye kendi kendimize soruyoruz çünkü mimarisi, havası, doğası ile tam bir İtalyan şehrindeymiş algısı oluşuyor burada. Ara sokaklar, meydanlar, meydanları çevreleyen restoran ve kafeler, tarihi surlar vs… Split’in uzun yıllar Venedik hakimiyetinde kaldığını öğrenince bu İtalyan ambiyansını normal karşılıyoruz.

Split sahili
Şehirde en sevdiğim meydanlardan biri Katedral meydanı

Rehberimiz bizi önce Split’in İmparator Diocletian dönemindeki durumunu anlatıyor. Şehrin en önemli simgesi olan Diocletian Sarayını gezmeye başlıyor. Önce Game of Thrones dizinde ejderhaların hapsedildiği zindanlar olarak kullanılan sarayın zindanlarını geziyoruz. Burası bir zamanlar şehrin lağım ve çöp atıldığı yerleriymiş ama sonradan temizlenmiş ve ziyarete açılmış.

Dicletian sarayının zindanları
Split Dicletian sarayının içi

Diocletian Mısır uygarlığından çok etkilenmiş. Mısır’a yaptığı seyahatlerden gelirken yanında Sphenx heykelleri getirmiş. Bunları halen saray içinde görmek mümkün. Sarayın eski sınırları içinde bugün restoranlar, kafeler, oteller ve dükkanlar bulunuyor ve burada çok uzun zamandır buraları evleri olarak kullanan halk yaşıyor. Rehberimizle 1 saatlik bir zamanımız olduğu için bize şehir ile ilgili anlatabileceği herşeyi anlatmaya çalıştı. Bize en iyi zeytinyağını UJE adlı dükkanlardan, yada sarayın hemen yanıbaşında kurulan halk pazarından alabileceğimizi,  en iyi çikolata markası olan Kras’ı gösterdi, yine marketlerden hangi şarabı almamız gerektiğini yada hangi restoranların iyi olduğu ile ilgili güzel bilgiler verdi. Şehri yukarılardan güzel bir açıdan gören bir de kafe tavsiyesinde bulundu ve bizi yemek yiyeceğimiz Apetite adlı restorana götürdü. Apetite bir binanın 2. katında yer alıyor. Dışarıdan fark edilmesi pek mümkün değil. Bilenlerin bulabileceği bir konumda. Burada önce karidesli bal kabağı çorbası içtik. Balkabağı çorbasını zaten çok severim. Bu karidesli versiyonu efsane olmuştu! Ardından ise ızgara levrek sipariş ettik. Levrek benim haylimde gerçek kömür ızgarasında değil saç ızgarada pişirilmişti. Lezzeti kötü değildi ama mangal ızgara yapılmış olanını tercih ederdim. Yine yemeğimize birer kadeh beyaz Hırvat şarabı eşlik etti.

Katedralin çan kulesi
Izgara levrek
Karidesli bal kabağı çorbaı

Yemeğin ardından sahilde yer alan kafelerden birinde birer içki içmek için oturduk ve gelip geçen kalabalığı izledik. En çok dikkatimiz çeken şey ise İngiliz, Amerika ve Avustralya turistler ile Koreli turistlerin Split’e seyahate gelmiş olduğuydu. Koreliler çok izlenen bir tv showunda Hırvatistan bölümü yayınlandıktan sonra bu ülkeye akın etmeye başlamışlar…

Split sahl şeridinde bir çok kafe ve restoran bulunuyor

Ertesi sabah kahvaltının ardından öğlen 12ye kadar olan vaktimizi değerlendirmek için rehberimizin gitmemizi tavsiye ettiği Vdilika adlı Split manzarasına hakim olan kafeye gittik. Burada birer kahve eşliğinde şehrin muazzam manzarasının keyfini çıkardık. Ardından yürüyerek Diocletiaon sarayının yanında yer alan halk pazarını gezmeye gittik. Sonrasında ise yağmurun peşimizi bırakmadığı gerçeğiyle yüzleşerek bir yerlerde check out zamanımıza kadar oturmaya karar verdik. Beni Split’in en etkileyen yeri olan Katedralin hemen önündeki küçük meydanda bulunan Luxor adlı kafede oturduk ve birer serin Hırvat birası (Uzujsko) içtik ve ardından bu güzel Akdeniz şehri ile vedalaştık.

Split manzarası çok güzel
Manzaraya karşı kahve keyfi
Dalmaçya’da bir Dalmaçyalı’ya rastlamak..

Not: Split’in dolaşırken tesadüfen gördüğümüz Republike adlı meydanı da mutlaka görülmeli!

Bir başka güzel meydan olan Republike
Written By
More from gurhan

Haftasonu Ljubljana…

Eski Yugoslav ülkelerine gitmeye devam ediyorum. Eylül’deki Hırvatistan seyahatimin ardından bu kez...
Read More

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir