Bir Haftasonu Konya…

Yeme içme düşkünü 5 arkadaş aldık biletlerimizi ve geçtiğimiz haftasonu 36 saatlik bir seyahat için Konya’nın yolunu tuttuk. Yemek ağırlıklı kısa bir hafatasonu kaçamağıydı amacımız. Amaç yemek olunca çok sık mekan değiştirdik o yüzden sakın bu nasıl yemek yeme diye düşünmeyin. Çünkü her gittiğimiz yerde tadımlık yedik. Ekibimizde instagram hesapları; damaktan dimağa, Hakan Kütahya, gurme keşifler ve good city guides vardı. Özellikle Gurme Keşifler Uzcan ve Damaktan Dimağa Özge’nin araştırmaları ile şekillenen bir yeme içme programı oluşturmuştuk.

Sabah 09:30 gibi Konya havalimanındaydık (İstanbul S. Gökçen’den uçuş 50 dakika sürüyor). Aracımızı aldık ve doğru ilk yeme içme durağımıza geçtik (1,5 gün için SUV araca 370 TL ödedik).

Konya Lezzetleri Bizi Çok Mutlu Etti

İlk durağımız Gonya Tandır Evi’ydi. Burası geleneksel tandır fırınında börek, etli ekmek ve kebap yapan bir mekan. Ama biz buraya nefis tandır böreğini yemek için gittik. Benim adını bilmesem pide diyeceğim bir lezzet tandır böreği. Kapalı pide gibi hazırlanıp, tandır duvarına yapıştırılarak pişiriliyor. Mekanda 4 tandır kuyusu bulunuyor. 1 gün önceden o gün kullanılan tandır hazırlanıyor ve bu tandır ertesi gün öğlen yemeğine kadar kullanılıyor. İçi Konya’ya has küflü peynir, kavurma, patates, kakırdak (koyun kuyruk yağından elde edilen malzeme) gibi malzemelerle doldurulup 6 dakika pişiriliyor börekler. Sonra kuyudan alınıp içleri açılarak tereyağı ilave ediliyor ve dilimleniyor. Muhteşem bir lezzet olduğunu söyleyebilirim. Özellikle kavurma, küflü peynir ve kakırdak karışımı bir harika. Finali de helvalı olanla yapıyorsunuz. Tahin helvası sevenler bayılacaktır ama benim yıldızım bu helva türü ile hiç barışmadı.

Tandır hazırlanıyor
Tandır Börekleri

Böreklerimizi yedikten sonra otelimize check-in yaptık (İbis Hotel’de geceliği 89 TLye konakladık). Otelde fazla oyalanmadan Sahip Ata Müzesi/Külliyesi’ni görmeye gittik. Burası Selçuklu veziri Hacı Ebubekir Zade Hüseyinoğlu Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından yaptırılan camii, türbe, kütüphane, dükkan ve çeşmeden oluşan bir külliye. İçinde mavi çini karolarla dekore edilmiş türbe kısmı büyüleyici. Camiisinin mimarisi de çok etkileyici. Giriş ücretsiz.

Sahipata müzesi
Mavi karolar çok güzeldi
Sahip Ata Camii

Ardından Mevlana müzesine doğru yürüyerek ilerledik. Yolda Bedesten çarşısı üzerinde önce bir çay kahve molası verdik. Bedesten çarşısı çok güzel bir çarşı. Kısa bir süre önce restore edilmiş ve esnafın bir bölümü buraya yerleştirilmiş. Gidip görmekte fayda var. Bedestenin bir çıkışında karşısınıza tüm zarifliği ile Aziziye camii çıkıyor. Penceleri kapısından büyük ve Avrupa stilinde tasarım dokunuşları uygulanmış camii gerçekten çok güzel. Önünde epey bir süre fotoğraf çektik.

Bedesten Çarşısından Aziziye Camii
Aziziye Camii

Tabi bu kadar zaman geçince acıktığımızı hissettik ve önce meşhur Konya tandırından yiyelim sonra gezmeye devam edelim dedik. Ali Baba Fırın Kebap adlı mekan bu işi en iyi yapan yerlerden. Az, orta ve çok yağlı tercihinizi ve 100 veya 150 gram tercihinizi söylüyorsunuz siparişiniz 1-2 dakika içinde pideler içinde masanıza geliyor. Yanında da beyaz soğan! Hem yumuşacık hem de leziz aromalı bir et bu mekanda pişen et…

Fırın Kebap
Enfesti!

Tandırın ardından içinde Hz. Mevlananın türbesinin de bulunduğu Mevlana Müzesine gittik. Yeniden düzenlenen Mevlevi dergâhı, en çok ziyaret edilen müzelerden biri. Mevlana Celaleddin Rumi’nin Kubbe-i Harda (Yeşil Kubbe) olarak anılan türbesi, dergâh eşyaları, değerli el yazmalarının dışında bugünkü kemanların öncüsü olarak kabul edilen sekiz telli keman, sabır taşları ve Galileo’nun asıldığı dönemde astronomi dersleri vermek için kullanılmış olan küre dergahta yer alıyor. Hz. Mevlana’nın türbesine girdiğimde gerçekten tüylerim diken diken oldu. Hele öğütlerini de aklımdan geçirdiğimde iyice etkilendim. Mutlaka ziyaret edilmeli! Giriş ücretsiz.

Türbenin içi
Mevlana Türbesi
Hz. Mevlana’nın Türbesi
Mevlana Müzesi ve Türbesi

Müzeyi gezdikten sonra ise hemen yan tarafındaki meydan üzerinde bulunan Hicoffee adlı bir kahveciye gittik ve günlük kafein ihtiyacımızı giderdik. Kahvelerle birlikte verilen ıslak çikolatalı kurabiyelere bayıldım çok başarılıydı!

Hicoffee

Kahvenin de ardından biraz daha dolaşıp, Konya’nın hatta ülkemizin en ilginç restoranlarından olan Somatçı Fihi Ma Fih adlı restorana gittik. Selçuklu, Mevlevi ve Konya mutfağına özgü yemekler sunan restoran bu farklı menüsüyle misafirlerini ağırlıyor. Selçuklu ve Osmanlı dönemki reçeteler bulunup gün yüzüne çıkarılmış ve günümüze uyarlanarak servis ediliyor. O dönem henüz domatesin, patatesin, salçanın olmadığı dönemler olduğu için yemeklerde de bu malzemeler yok. Onların yerine dağ eriği, kuru kayısı, incir gibi içerikler mevcut. Yemen kahveli et, bademli köfte, incirli et, kayısılı kuzu gerdan öne çıkan lezzetlerden…

Somatçı’nın çorba çeşitleri
Bademli köfte
Selçuklu dönemi yemekleri

Somatçının ardından bize sosyal medya üzerinden de çok önerilen Hich otele birşeyler içmeye gittik. Bu otel bizi çok şaşırttı. Konya’da Alaçatı tasarımına sahip sıcacık bir otelle karşılamayı beklemiyorduk. Hatta ertesi gün kahvaltıya yine Hich otele geldik. Otelin mis gibi sabun kokusundan kendimize de aldık…

Hich Hotel

Evet kahvaltı için Hich otele gidebilirsiniz. Ev yapımı kurabiyeler ve keklerle, leziz kahvaltılıklarla sıcacık bir ambiyans sizi bekliyor olacak. Biz kahvaltıyı hafif yaptık çünkü daha gidip tadacak çok yer vardı.

Hich Hotel kahvaltı

Bir sonraki adresimiz Pideci Hasan Şendağlı oldu. Burası etli ekmek, pide ve yağlı somun adlı yöresel bir pide yapan bir fırın. Biz tabiki yağlı somun için gittik Hasan Şendağlı’ya. Küflü peynirli, küflü peynir, kavurma ve patırmalı olan atom çeşitlerinden sipariş ettik ve afiyetle yedik. Gerçekten bu lezzet ülkemiz için gastronomik bir değer! Kesinlikle tavsiyedir! Pidecinin bulunduğu yerin hemen arkası Kadınlar Pazarı. Eskiden burada kadınlar saat 12:00’ye kadar gelip ürünlerini satarmış. Ama şimdi bu değişmiş ve pazar yenilenmiş. Yine de rengarenk bir görüntüye sahip bu pazarı mutlaka görün.

Yağlı Somun
Yağlı somunlar fırından çıktı!
Kadınlar Pazarı

Pideleri de yedikten sonra kahvelerimizi  Sille Köyü’nde içmeye karar verdik. Konya’ya 15 dakika uzaklıkta yer alan eski bir Rum Köyü Sille. Nostaljik evleri, deresi, kilisesi ve mağaraları ile görülmesi gereken bir köy.  Güneşli güzel bir havada dere kenarındaki mekanlardan birinde kahve ve çay içtikten sonra tekrar Konya’ya geri döndük.

Sille
Sille

Ve tabiki lezzet keşfimize devam ettik. Bu kez de Konya’nın bir başka lezzeti olan etli ekmek için Çakıbey adlı restoranta gittik. Etli ekmeğin yanısıra bıçak arası ve fırında kaşarlı mantar da denedik. Bu mekanda bizi lezzet açısından yeterince memnun etti.

Çakıbey
Çakıbey
Yazarken canım çekti

Çakı Bey’in ardından sadece ucundan tatmak için bize mutlaka denemelisiniz diye çok tavisye edilen Tiritçi Mithat’a gittik. Burada ortaya 1 porsiyon tirit köftesi söyledik. Tattıktan sonra keşke daha yermiz olsaydı da adam başı 1er porsiyon yiyebilseydik dedik. Gerçekten inanılmaz bir lezzet tirit!

Tirit.i Mithat

Saatler 16.00’yı gösterdiğinde bu kez bir Sema gösterisi izlemek üzere İrfan Medeniyeti Araştırma ve Kültür Merkezi’ne gittik. Burası henüz çok yeni açılmış bir kültür merkeziymiş. İçerisinde ülkemize ait önemli yapıların minyatür maketlerinin yer aldığı bir bölüm var. Her pazar 16:00’da ise ücretsiz Sema Gösterisi düzenleniyor burada. Ben ilk kez bir Sema gösterisi izledim ve resmen büyülendim. Dervişlerin ilk dönmeye başladıkları andan itibaren tüylerim diken diken oldu. Hele bir de Ney’in o büyülü sesi de arkadan geldikçe çok mistik bir ortam oluştu. Tek sorun belli bir yaşın altındaki çocukların da salonda olması ve kimisinin ağlaması kimisinin konuşması yüzünden konsantrasyonu arada kaybetmekti.

İrfan Medeniyeti Merkezi
İrfan Medeniyeti Merkezi
Sema gösterisi başlıyor
Çok etkileyiciydi

Sema gösterisinin ardından yine çok tavsiye dilen Araf Hotel’e kahve içmeye uğradık. Renkli ve kendine has dekorasyonu ile burası küçük ve sevimli bir otel.

Araf Hotel
Araf Hotel

Uçağımıza binmek için havalimanına gitmeden önceki son lezzet durağımız olan Hacı Şükrü Fırın Kebap’a uğradık. Finali yine Konya tandır ile yapalım dedik. 1 yaşını doldurmuş kuzulardan yapılan incik kürek üstü ve kemiksiz kaburga tek keliyme enfesti. Üzerine de Konya’lıların höşmerim dedikleri helvayı yedik ve güzel anılarla Konya’ya veda ettik.

Fırın Kebapçı
Çok lezzetliydi
Höşmerim

Bu şehir yediğimiz her yemeği çok beğendik. Üstelik son zamanlarda gittiğimiz yerler arasında en ucuz olan şehirdi Konya. Bir haftasonu hem lezzet hem de mistik bir seyahat için Konya’yı düşünebilirsiniz…

Written By
More from gurhan

Los Angeles’ın En Instagramlık Noktaları

OUE Skyspace: Los Angeles’ı en yeni aktivitelerinden biri OUE Skyspace, 300 metrelik...
Read More

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir